30 Kasım 2016 Çarşamba

4 Balkan Gezisi (23.09.2016-01.10.2016) (Mostar-Poçitel-Neum)

Balkan Gezisi

5. Gün Mostar-Poçitel-Neum

Sabah 09.00'da otelden hareket...Mostar'a gidiyoruz. Dinar Alpleri arasındaki derin vadide zümrüt yeşili güzel Neretva Nehri akıyor. Karayolu da Neretva Nehrine paralel yeşil ve mavinin birlikte harika görüntüler çizdiği  bir rotada devam ediyor. Çok güzel yerleşimlerden geçiyoruz..Onlardan bir tanesi de Saraybosna'ya 50 km.mesafedeki Konjic...Neretva Nehri kıyısındaki bu yerleşim, Osmanlı zamanında Saraybosna'dan çıkan akıncılar burada çadır kurarak konakladıkları için atların dinlendiği yer anlamına gelen Konjic adını almış. Ne yazık ki buradan durmadan geçtik.


Geçerken karşıdaki köprü Konjic Köprüsü (1682)

Zümrüt Neretva Nehri

Dinar Alpleri ve Neretva Nehri
2. Dünya Savaşı sırasında 1943 yılında Almanların Yugoslavya'yı işgali esnasında Nazi kuvvetleri 150.000 kişilik orduları ile Tito önderliğindeki 20.000 civarındaki direnişçi partizanla Neretva Nehri kıyısındaki Jablanica kasabasında karşılaşırlar. Tito ve partizanlar Nazilerin saldırılarına karşılık Neretva'nın karşı kıyısına çekilmeyi başarırlar ve Adriyatik'e tek geçiş yolu olan buradaki Neretva demiryolu köprüsünü havaya uçurarak Nazilerin ileri hatlara lojistik destek göndermelerine engel olurlar. Tito ve partizanların burada Nazilere direniş destanı 1969 yılında Neretva Köprüsü adıyla baş rollerinde Yul Brynner ve  Orson Welles'in  oynadığı filme konu olur. Ne yazık ki ben bu filmi seyretmedim.
Neretva Köprüsü ve Nehre düşen tren
Jablanica'dan Mostar'a giderken yol üzerinde Zdrava Voda (sağlıklı su) restoranda durduk.Burası Saraybosna'dan 60 km, Mostara 40 km. uzaklıkta Neretva nehri kıyısında çok güzel manzarası olan kuzu çevirme lokantası...Henüz öğlen olmadı, acıkmadık...Rehber ile şoförümüz  kuzu yiyeceğiz diye sabah otelde kahvaltı yapmamışlar...Nejat bir porsiyon yiyerek tadına baktı. (11,50 KM)


Fiyatlar

Kuzular dönüyor, yazık yaa...



Lokantadan Neretva Nehri
Artık Mostar' a gidiyoruz. Saat 12.00'de Mostar'a geldik. Mostar bizi mezarlıklar ile karşılıyor. İnsanlar çok acılar çekmişler...Her yer parklar, çocuk oyun alanları hep mezarlık...
Savaş bebek yaşlı tanımıyor

Mostar Köprüsü Neretva Nehrine Mimar Sinan'ın öğrencilerinden Mimar Hayrettin tarafından 1566 yılında 456 adet kalıp taş ile inşa edilmiş. Köprü 1993 yılının Kasım ayında Hırvat topçularının ateşi sonunda yıkılmış. Türkiye, Unesco ve Dünya Bankasının katkılarıyla yeniden aslına uygun inşa edilen köprü, 2004 yılında tekrar açılmış.
Mostar Köprüsü
Mostar ve Neretva Nehri
Mostar Köprüsünden
Koski Mehmet Paşa Camii (1618)

Türk Evi (Biscevica Kuca) (18.yy.)
Mostar Çarşısı ve barut ve cephanelik olarak kullanılan Tara Kulesi

Mostar Köprüsünde turistler

Savaş izleri

Savaş izleri

Karagöz Bey Camii (1557)
Mostar'dan 14.00'de ayrılıyoruz. Yaklaşık 1 saat sonra Poçitele geldik. Poçitel Neretva nehri yamacına kurulmuş küçük bir Osmanlı köyü (1471-1878) Poçitel başlangıç anlamına geliyormuş, 400 yıla yakın Osmanlı'nın Adriyatik uç noktası olmuş...Bina inşaatlarında hep taş kullanıldığı için taştan şehir de deniliyormuş buraya...Kadınlar ve çocuklar meyve ve el işlerini satmaya çalışıyorlar... Bir kaç tane de kafe var...

Taş merdivenleri tırmanarak yamaçtaki Şişman İbrahim Paşa Camisine kadar çıktım. Geçen gelişte cami bahçesinden fotoğraf çekmiştim. Bu defa Cami bahçesine girmek için para istediler. Ben de vermedim. Bazı cami bahçeleri paralı olmuş, Mostar'da da Koski Mehmet Paşa Camisinin bahçesine para ile girilir olmuş. Oraya da vermedim. Gönüllü yardım isteseler verirdim ama bu şekilde cami bahçesi için para istemeleri hoşuma gitmedi. Bir taraftan da buralar fakir yerler toplanan paralar camilerin bakımı için kullanılıyorsa hoş görülebilir. Bazı Avrupa şehirlerinde bazen kiliselere de para ile giriliyor...Küçük bir alanı ibadet için serbest bırakıp diğer alanları dolaşmak için para istiyorlar...

Poçitel Kale ve Şişman İbrahim Paşa Camii

Poçitel

Taş şehir

Kale yolu

Poçitel yamaçtan Neretva Nehri

Şişman İbrahim Paşa Camii (1563)
Poçitel Hırvatistan sınırına yakın bir yerleşim. Saat 15.45 'de Bosna Hersek sınırından çıktık, 16.30'da  Hırvatistan'a giriş yaptık. Saat 17.00'de de akşam konaklayacağımız Neum' a gitmek için tekrar Bosna Hersek sınırından giriş yaptık. Şimdi bu da ne...Adriyatik kıyısındaki küçük tatil kasabası Neum, Bosna Hersek'in denize tek çıkış kapısı. Sadece burada 21 km lik bir kıyı şeridine sahip olan Bosna Hersek şehri Neum'da 4500 civarında insan yaşıyor. Nufusun % 90 Hırvat, geri kalanı Sırp ve Boşnak. Neum Bosna Hersek şehri olmasına rağmen bölgeden geçen ana yol Hırvatistan karayolu olduğu için Mostar'dan karayolu ile gelirken sınır geçişi yapılmak zorunda...

Savaş sonunda yapılan Dayton Anlaşması sırasında Hırvatistan  Neum'u da sınırlarına almak için çok çaba harcamış fakat Alija İzetbegoviç' in ısrarlı ve kararlı tutumu ile Bosna Hersek sınırlarında kalmış.

Neum bir turizm şehri..Kıyıda çok sayıda otel gördük. Bizim kaldığımız Grand Hotel Neum... Otele güneş batmak üzereyken geldik. Acele mayolarımızı giyip kıyıya indik, sezon bitmiş ancak bizim yaşlarda emekli Alman turistleri denize giriyorlardı..Biz de kendimizi Adriyatik sularına attık. İlk girişte soğuk gibiydi ama hareket edince çok güzeldi..Bizim gruptan başka giren olmadı, bizi görünce epey pişman oldular. Akşam balık yemek niyetiyle lokantaların olduğu iskeleye gittik fakat sezon sonu olduğu için hiç müşteri yoktu...Lokantalar ve sahipleri pek hoşumuza gitmedi...Otelde yeriz diye dönerken bir kaç kişinin yediğini gördüğümüz bir pizzacıda kocaman pizzalar yapan Hırvat kızın yaptığı pizzaları yiyip şarap içtik.(10 €)


3 Balkan Gezisi (23.09.2016-01.10.2016) (Saraybosna)

Balkan Gezisi

4. Gün Saraybosna

Sabah 08.00'de Belgrad'dan yola çıktık. Rahat bir yolculukla 10.15 de Sırbistan sınırına geldik, çıkış ve bu defa Bosna Hersek sınır girişi...Bu sınır geçişlerini sayısız kez yaptık bu gezide...Saraybosna'ya (Sarajevo) gidiyoruz. 

Saraybosna,1463 yılında Osmanlı egemenliğine girmiş ve 1878 yılına kadar yaklaşık 400 yıl Osmanlı idaresinde kalmış.  Osmanlı İmparatorluğundan sonra savaşsız Avusturya Macaristan İmparatorluğu egemenliğine geçmiş.  1992-1995 yılları arasında yaşanan Bosna Savaşında 100.000'den fazla insan ölmüş ve 2 milyon kadar insan da yerlerini terk etmiş.Sadece Saraybosna'da 12.000 kişi ölmüş ve 56.000 kişi yaralanmış.  

Miljacka Nehrinin çevresinde kurulmuş olan Saraybosna'da halen 600.000 civarında insan yaşamaktaymış. Tarih boyunca bu şehirde Müslümanlar, Katolikler, Ortodokslar, Museviler barış içinde yaşamışlar..

Saraybosna'ya 10.45 civarı geldik. Şehrin ortasından geçen Miljacka Nehrinin üzerinde iki yakayı birbirine bağlayan bir çok köprü var. Bunların en ünlüsü Latin Köprüsü...1914 yılında Avusturya Macaristan İmparatorluğu veliahdı Arşidük Franz Ferdinand ve eşi Sofia, Sırp Gavrillo Princip tarafından burada öldürülmüş...Bu olay 1. Dünya Savaşının başlamasına neden olmuş.

Latin Köprüsü
Nehrin kıyısındaki Vijecnica Kütüphanesi,  Avusturya Macaristan İmparatorluğu sırasında (1896)  Belediye Binası olarak inşa edilmiş, 2. Dünya Savaşı sonuna kadar da Belediye Binası olarak hizmet vermiş. Savaş sonrasında değerli el yazması kitapların ve diğer kitapların yer aldığı Ulusal Kütüphane olmuş. 1992-1995 yılları Bosna Savaşı sırasında hasar görmüş ve yakılmış. Bina yanarken kitap ve el yazmaları da yanmış ne yazık ki...Şimdi binayı onarmışlar..Neye yarar kitaplar kül olmuş...
Vijecnica  Kütüphanesi
Avusturya Macaristan İmparatorluğu, Saraybosna'yı işgal ettikten sonra İmparatorluğun gücünü göstermek için görkemli devlet binaları inşa etmiş. Şimdi Kütüphane olan Belediye Binası da bunlardan birisi...Fakat köprü ayağına inşa edilmesi planlanan bu binanın bulunduğu yerde bir ev varmış..Evin Boşnak sahibine ne teklif edilirse edilsin evimi yıktırmam diye tutturmuş...Tek bir şartı varmış,  evini köprünün karşı kıyısına taşırlarsa izin vereceğini söylemiş. Boşnağın evinin her parçası tek tek sökülüp karşı kıyıya ev aynen yapılmış. Evin adı Inat Kuca (inat evi) ve bugün lokanta olarak hizmet veriyor.  Boşnak birisi ile  inatlaşacaksanız bu hikayeyi hatırlayın...Tabi o zaman Avusturya Macaristan İmparatorluğu yöneticileri kentsel dönüşüm yönetmeliklerini bilmiyorlarmış...Ne uğraşacaksın inat Boşnakla yık gitsin...

Inat Kuca (İnat evi)
Saraybosna'da evler

Hünkar Camii (1457)


Saraybosna'nın tarihi merkezi Başçarşı'ya geldik. 15.yüzyılda Bosna Sancak Beyi İsa Bey tarafından yaptırılmış, sonra da Gazi Hüsrev Bey tarafından genişletilmiş olan bu Osmanlı çarşısı günümüzde de şehrin merkezi konumunda... Başçarşıda Sebil,Gazi Hüsrev Bey Camii, Saat Kulesi, Morica Han, Brusa Bezistan, Gazi Hüsrev Bey Medresesi görülecek yerler...


Sebil (1753) Vali Hacı Mehmet Paşa tarafından yaptırılmış


Gazi Hüsrev Bey Camii (1531)


Bezistan


Gazi Hüsrev Bey Medresesi (1537)
Başçarşı Ferhadiye caddesine bağlanıyor ve Saraybosna Katedralinden sonra caddedeki yapılar değişiyor ve  Avusturya Macaristan İmparatorluğu izleri ile devam ediyor.


Saraybosna Katedrali (1889)
Ferhadiye caddesi bu bölgede  Avusturya Macaristan izleri


Sonsuz Ateş (2. Dünya Savaşı asker ve sivil kurbanları anısına)


Merkale katliamının yapıldığı yerde hayat devam ediyor
Rehber gruba 2,5 saat serbest zaman verdi. Biz de bu arada Boşnak böreklerimizi yedik, Sebilin yanındaki kahvede Türk kahvelerimizi içtik.

Geçen gelişimizde de buradan almıştık böreklerimizi, tavsiye edilir

Afiyet olsun 

Türk kahvelerimiz
Saat 17.30'da Saraybosna'dan ayrılıyoruz. Bu gelişimizde Saraybosna'da daha çok turist vardı. Her yerde dolaşan uzak doğulu turistler burada da hazırdılar...

Rehberimiz şehirdeki araba plakalarında ortak harf veya numara olmadığını, araba plaka numaralarını bilgisayarın tesadüfi bir şekilde verdiğini böylece araba sahibinin hangi bölgeden ve milletten olduğunun anlaşılamadığını söyledi. Yaşanan onca ölüm ve acıya rağmen demek hala kin ve nefret sürüyor.

Saraybosna'dan yarım saat mesafede (20 km.) ormanlık bir alan olan ve Bosna nehrinin kaynağının bulunduğu Ilıca bölgesindeki Vrelo Bosna'ya ekstra  turla uğradık. (5 €x2) Burada göletler, ulu ağaçlar, ördekler, minik şelaleler ile bir orman alanı oluşturulmuş, çok bakımlı ve temiz...Aslında kalabalık oluyormuş fakat bizim geldiğimiz saat pek uygun değildi, neredeyse karanlık olmuştu...Biraz dolaşıp kafede birer kahve içerek otelimize yollandık.

Vrelo Bosna







Bu gece Saraybosna Hollywood Hotel'de kalacağız. Geçen gelişimizde de burada kalmıştık. Gece bavulları otele bırakıp hem bir şeyler yemek hem de etrafta ne değişiklikler olmuş görmek için çevreyi dolaşmaya çıktık. Pek bir değişiklik yok, gençler kafelerde, barlarda eğleniyorlar...Bir de burada çok Arap turist var... Nargile içiyorlar ve kebap lokantaları çokça açılmış. Gün içinde sürekli seyahat ve şehir dolaşmaktan bizim tur yolcuları otele gelince hemen dinlenmeye çekiliyorlar...Biz de öyle...





2 Balkan Gezisi (23.09.2016-01.10.2016) (Üsküp-Belgrad)

Balkan Gezisi

3. Gün Üsküp-Belgrad

Sabah 07.30'da otelden ayrıldık. Ekstra tur Matka Kanyonu gezisine katıldık. (5€x2) Matka Kanyonu, Üsküp'e 15 km. mesafede, içinde kiliseler ve 10 tane mağara bulunan, bölgeye ait çeşitli bitki ve hayvan türleri özellikle çok kelebek çeşidi barındıran  500 hektarlık bir alan...Treska nehri üzerindeki kanyon ve baraj gölüne yarım saat civarında ulaştık. Kanyon girişinde otobüsten inerek 15 dakika yürüyerek St.Andrew Kilisesi, restoran ve botlara biniş yerine geldik. Kanyonun içerilerine doğru yürüme yolları yapmışlar. Sabah erken olduğu için çevre tenha, dönüşte kalabalık turlar gelmeye başlamıştı. Süre kısıtlı olduğu için bot turu yapamadık ve kilise içlerini dolaşamadık. Restoranda birer kahve içtik...Türk kahvesi yoktu...Üsküp'e gelirseniz burayı görün derim...


Matka Kanyonu
Matka Bent
Matka Bent

Son Teknoloji Rüzgar Gülü

Matka Restoran 

St.Andrew Kilise (14.yy)





Botlar hazır
Kanyondan 09.30'da ayrıldık, 10.30 da Sırbistan sınırına geldik. Makedonya'dan çıkış, Sırbistan' a giriş işlemlerimiz fazla sürmedi. Şimdi Belgrad'a gidiyoruz. Belgrad'a 16.00'da geldik.

Belgrad (Beyaz şehir) Sırbistan'ın başkenti ve en büyük şehri. Sava ve Tuna nehirlerinin birleştiği noktada yer alan şehrin nüfusu yaklaşık 1 milyon 600 bin kişiymiş. 1521 yılından 1878 yılına kadar Osmanlı egemenliğinde kalan şehirde Osmanlı eserleri görülmekte... Biz otobüsten Bayraklı Cami yakınlarında indik. Sonra tur grubu ile yürüyerek gezdik. Bayraklı Camii Osmanlı zamanında inşa edilen 250 kadar camiden açık kalan tek camiymiş. 2004 yılında yakılmış ancak tekrar onarılmış.


Bayraklı camii (1575)
Sava ve Tuna nehirlerinin birleştiği alanın tepesindeki Kalemegdan (Kale meydanı) parkı, içinde şehrin tarihi ve kültürel yapılarının yer aldığı çok güzel bir park...Aileler çocukları ile gelmiş parkta eğleniyorlardı...


Kale giriş ücretsiz








Dönem örnek evi

Damat Ali Paşa Türbesi

Saat Kulesi

Askeri Müze

İstanbul Kapı



Sokullu Mehmet Paşa Çeşmesi

Parkta gezenler

Tuna ve Sava nehirleri burada birleşiyor

Zafer Heykeli (1928)
Kalemegdan gezisinden sonra rehber serbest zaman verdi. Kalemegdan ile Terazije Meydanı arasında uzanan yayalara açık Knez Mihajlova caddesini dolaştık. Bu cadde kafe, restoran, mağaza, sanat galerileri gibi mekanları ile şehrin gezinti caddesi...Bizim İstiklal caddesi gibi...


Knez Mihajlova caddesi


Bu cadde üzerindeki Snezena Pizza'da oturduk hem dinlendik hem de pizza yedik. Pizzacıda yerel halk epeyce kalabalıktı, o zaman burası iyidir dedik ve beğendik, porsiyonlar büyük ona göre... tavsiye ederim...2 kocaman pizza, 2 bira 1740 Sırp Dinarı (12-13 €) tuttu... 



Yorgun ve aç turist... fotoğrafı çabuk çekse de yesek

Saat 20.00'de tur otobüsüne binerek otele gittik. Herkes çok yoruldu. Bu gece  Belgrad Holiday Inn Hotel de kaldık. 4 saatte Belgrad bu kadar geziliyor...