21 Mayıs 2019 Salı

(2.Gün-Paris) Paris-Bremen-Hamburg Gezisi (10.04.2019-20.04.2019)

2.Gün (11.04.2019) Perşembe

Sabah erkenden yola çıktık. Hava güneşli güzel, fakat ben beremi eldivenlerimi taktım, bu Paris'liler üşümüyorlar, bebelerin bile kafaları açık dolaşıyor...Otelden yürüyerek Paris'in en güzel parklarından Buttes Chaumont'a gidiyoruz.Burası yakınlarında bir taş ocağı olan kent çöplüğü imiş.1864 yılında yaptırılan park 25 hektarlık bir alanı kaplıyor, çok çeşitli çınarlar, dişbudak ağaçları, sekoyalar, manolyalar ve daha bir çok cins ağaçlar, kocaman bir göl, yürüyüş yolları ile çok güzel bir park. Paris'liler sabah yürüyüş ve koşularını yapıyorlardı.




Park çok güzel ama bizim daha görecek çok yerimiz var. Geçen gelişimizde Paris'in meşhur mezarlığı  Cimetiere du Pere Lachaise'yi görmeyi son güne bırakmış fakat yağan yağmur nedeniyle gidememiştik, şimdi oraya gidiyoruz...tabii yine yürüyerek...Rue des Pyrenees Bulvarı üzerinden Pl.Gambetta'ya geldik...buradaki kapıdan mezarlığa girdik.Biz yürüyerek geldik fakat mezarlığa 2 no.lu metro ile gelip Philipphe Auguste durağında inerek ana ve alt kapıdan, 3. no.lu metro ile gelip Gambetta durağında inerek üst kapıdan ulaşmak mümkün. Mezarlık ağaçlıklı bir tepe üzerinde kurulu olduğu için üst kapı olan Gambetta kapısından girip yokuş aşağı dolaşarak ana ve alt kapıdan çıkmak daha kolay. Ama çok tepelik bir yer de sanılmasın, bakınarak dolaşıldığı için pek sıkıntı olmuyor.

Mezarlığa girer girmez ellerinde çiçeklerle şık giyinmiş Fransızların mezarlığa geldiklerini gördük, ayrıca arabalarla da bir çok insan geliyordu...Biz meşhurların ne kadar çok hayranları varmış derken mezarlık içindeki krematoryum önünde insanların toplandığını gördük...o zaman cenaze töreni olduğunu ve insanların onun için geldiklerini anladık, ben meraklı taze bakalım bakalım dedim ama Nejat vaktimiz çok yok, tören uzun sürer diye beni engelledi. Gerçekten de biz mezarlıkta epeyi dolaştıktan sonra krematoryumun iki bacasından birinden siyah dumanın çıktığını gördük. Sonra da törene gelenler dağıldılar. Cenazeyi o anda mı yakıyorlar yoksa daha önce işlem bitiyor da sembolik bir duman mı çıkıyor bilemedik. 
Krematoryum'da cenaze töreni
Krematoryum altında küllerin muhafaza edildiği bölüm.
Mezarlık çok büyük olduğu için her tarafı dolaşmak mümkün değil, tanınmış bir kaç sanatçının ve ilginç mezarların olduğu ada numaralarını yazmıştım...Bazılarını bulabildik bazılarını göremedik..Kapılarda mezarlık planı verildiğini okumuştum ama yoktu...belki ana ve alt giriş kapısında vardır, biz oradan çıkış yaptığımız için artık lazım değil diye pek bakmadım ama üst kapıda yoktu. Bir kaç yerde levhalara meşhurların mezar ada numaralarını yazmışlardı...
Yazar Oscar Wilde mezarı hayranlarının öpücüklerinden korunmak için camla korumaya alınmış

2. Dünya Savaşı Nazi kurbanları anısına

Simon Signoret ve Yves Montand mezarları

Filozof Allan Cardec



Victor Noir çapkın gazeteci (3. Napoleon'un kuzeni tarafından vurulmuş)

Honore de Balzac
Mezarlıkta her din ve ulustan insan yatıyor...Bizim sanatçılarımız Yılmaz Güney'in mezarı ana giriş kapısına yakın...Ahmet Kaya'nın mezarının 71 numaralı adada olduğunu not almıştım...o adayı 2 kez dolandım, mezar aralarına girdim yine bulamadım.. hala nasıl bulamadığıma şaşıyorum artık iyicene yorulmuştum herhalde...
Yılmaz Güney

Ahmet Kaya Mezarı (internet)

Ana ve alt kapı
Mezarlık girişinin sağ ve sol tarafında kanatlanmış kum saati çok anlamlı
Mezarlık gezmek hüzünlüdür ama bu mezarlık ağaçlık, geniş, temiz ve bakımlı...park gezer gibi dolaşılıyor...Bir kadın kollarında bir demet çiçek ile mezarları dolaşıyor ve her mezara çiçek bırakıyordu...ilk önce bir yakın zannettik ama sonra her mezara bırakınca görevli olduğunu düşündük. Emek verince her şey güzel oluyor...

Yine yürüyerek de la Roquette sokağı üzerinden Voltaire Bulvarına geldik. Bu Roquette sokağında biri kadınlar ve çocuklar diğeri erkekler için 2 hapishane mevcutmuş. Burada sokağa giyotin kurulur, halk seyreder ve kafalar uçurulurmuş...tabi şimdi ne hapishane kalmış ne de giyotin kalıntısı...sadece sokağın köşesine bir levhaya tarihi bilgi olarak olayı yazmışlar. Şimdi güzel bir park ve kafeler, lokantalar yapılmış...


Altıgen bina ölüme mahkumlar için hapishane, piramit bina kadın ve çocuk mahkumlar için hapishane (1958) (internet)
Paris'de kilise sayısı çok fazla Voltaire Bulvarında yürürken bir semt kilisesi olan Saint Ambroise katolik kilisesi önümüze çıktı...


Saint Ambroise Kilise (1868)


Hava çok güzel, güneşli tam kilisenin karşısında yeşil bir alanda öğrenci olduklarını sandığımız gençler çimenlere yayılmış hem sohbet ediyorlardı hem de öğlen sandviçlerini yiyorlardı. Biz de banka oturarak dinlendik ve güneşlendik. Bir süre sonra hepsi kalkarak yakındaki binalara girdiler.Biz yürümeye devam ederek Republique (cumhuriyet) meydanına geldik. Bu görkemli meydan Paris'liler için önemli...Anma ve protestolarda bu meydanı kullanıyorlar,son aylarda protestocu sarı yelekliler, Macron  hükümetini  protesto etmek için burada toplanıyorlar...Bu gün sakin gününde...güzel havadan istifade banklarda oturanlar, bebeklerini gezdirenler, kay kay yapan gençler ve turistler ile meydan dolu...


Republique Meydanı

Sarı yelekliler eylem için toplanıyorlar
Biz de biraz oturup dinlendikten sonra 7 ayrı sokak ile 7 ayrı semte ulaşılan bu güzel meydandan Arts et Metiers Müzesi üzerinden Les Halles'e geldik. Geçen gelişimizde buraya geldiğimizde sağanak yağmura yakalanmış ve Saint Eustache kilisesine sığınmıştık. Kilisenin önünde devasa bir inşaat vardı, şimdi orası bitmiş ve Forum des Halles adı altında içinde mağazalar, sinemalar, kapalı bir yüzme havuzu olan bir avm açılmış. Paris'in merkezinde bir alış veriş merkezi yapılması kararı çok tartışmalara neden olmuş.Burada daha önceleri sebze ve meyve satılan bir hal varmış fakat nüfusu artan şehrin ihtiyacını karşılayamayınca taşınmış. Les Halles'i çevreyi korumak adına yerin altına yapmışlar.En altta da metro ve RER hatları istasyonları var.


La Canopee denilen Les Halles'in çatısı

Les Halles girişi
Saint Eustache gotik planı ve görkemli rönesans dekorasyonu ile çok büyük bir kilise..Bu kilisenin tamamlanması için 105 sene geçmiş. (1532-1637) 


St-Eustache
St Eustache






Kilise önünde uyuyan kafa 70 ton ağırlığında Henri Miller Heykeli(1986) 

Hemen yakındaki eski kraliyet sarayı Palais Royal (17.yy) ve Fransa'nın ulusal tiyatrosu Comedie Française (1799) gördükten sonra sarayın bahçesinde oturarak dinlendik.Bu eski kraliyet sarayı neşeli davetler, sefahat ve kumarın merkezi olarak anılırken bu gün devlet dairesi olarak kullanılmakta...Fransız ulusal tiyatrosu ise Moliere gibi büyük oyun yazarlarının eserlerinin sahnelendiği yer...Halen tiyatro olarak kullanılmakta...



Palais Royal'in arkadları


Palais Royal'in avlusunda Daniel Buren'in taş sütunları (1980)


Comedie Française

Palais Royal'in bahçesi

Kraliyet Sarayı yakını Borsa Binası
Bu gün çok yorulduk bütün gün yürüdük metroya binerek otelimize yakın olan iki metro istasyonundan Juares durağında indik.Otelimiz 19. bölgede Kanal St- Martin' e çok yakın...Burada kanal boyunca parklar,kafeler, yürüyüş yolları var...Ortam çok güzel. Bu gün çok yorulduk otele gidip dinlenmeye çekildik.


Ders yapanlar

Otel yakını Kanal St Martin
Güzel havanın keyfini çıkaranlar

Köprü üstünden kanal




3.gün için tık tık


(1.Gün-Paris) Paris-Bremen-Hamburg Gezisi (10.04.2019-20.04.2019)


1.Gün (10.04.2019) Çarşamba



2018 senesini Bodrum'a arkadaş toplantısına gitmek dışında seyahat yapmadan geçirdik. 2019 yılında havalar çok ısınmadan ve her yer kalabalık olmadan Nisan ayında gezmek istedik. Bu defa, 2012 yılında gidip 7 gün kaldığımız  Paris'e gidelim, Bremen ve Hamburg'a geçip oradan dönelim istedik. Bunun için yine planlaması ve uygulaması Nejat ve bana ait bir gezi programı hazırladık. Programda 6 gün Paris, 3 gün Bremen ve 1 gün de Hamburg var.

Her zaman olduğu gibi uçak biletlerini aldıktan sonra otellere rezervasyonlarımızı gitmeden yaptık. Bir de Paris-Bremen otobüs biletini aldık. Paris'den almak da mümkün ama yaş +60 olunca bizde sürekli "ne olur ne olmaz" hali oluyor.

Hava durumlarına bakıldı, güneşli gözüküyor yine de şemsiyeler, yağmurluklar çantalarımıza tıkıştırıldı. Bu defa da sırt çantalarımızla gidiyoruz. Az eşya ile yola çıkmayı öğrendik.

Kozyatağı'ndan taksi ile (15 tl) Bostancı'ya oradan da E9 belediye otobüsü ile Sabiha Gökçen'e kolayca geldik. İyi ki bu hava alanı var yoksa yeni hava alanına gitmek çok zor. Uçağımız 13.35 de ve gecikme gözükmüyor. Hava alanlarında bekleme kısmı sıkıcı. Yanımızda getirdiğimiz sandviçleri ve hava alanından aldığımız içeceklerimizi yiyerek ve içerek oyalandık. Bu arada hava alanındaki pahalı fiyatlara karşı bir bilgi..Hava alanının alt katı olan geliş katında Gratis mağazası var, şu kozmetik satan mağaza..küçük bir reyon içecekler (su, meyve suyu vs.) ve ufak atıştırmalıklar (bisküvi, kraker vs) bölümü var mağazada, her şey market fiyatında satılıyor...ihtiyaç olması durumunda yürüyen merdivenlerden bir alt kata inerek ulaşabilirsiniz...

Uçak doluydu, Fransız turistler de vardı. Saat 16.30 civarı Paris Orly West (Orly Ouest) indik. Gümrük kontrolden herkes sorunsuz geçti. Hava alanındaki danışmadan şehir içi ulaşımda kullanacağımız t+10 (16.40 €) biletimizi ve 2 gün geçerli Müze Pass'larımızı (48 €x2) aldık.Hava alanında t+10 bileti pahalı sonra şehirde otomattan aldık (14.90 €) Bu biletler tek geçiş için kullanılıyor ve kişiye özel değil.

Otobüs (Go Paris) (2 €x2) ile Pont de Rungis istasyonuna geldik buradan banliyö hattı RER C'ye (4.45 €x2) bindik. Otobüs biletini şoförden aldık. Tren biletini ise bilet otomatından...Trene binmeden karton bileti okuyucudan deldirmeyi unutmadık. Kontrolde çok cezası var. RER C bizi Gare d'Austerlitz istasyonuna getirdi. Aynı RER C bileti ile 5 nolu Metro'ya binerek otelimize 5 dakika mesafedeki Laumiere durağında indik.Otelimiz her zamanki gibi İbis otel...19.bölge La Villette'de İbis Budget Paris La Villette...Her zamanki standart İbis...Sade ve temiz...


İbis Budget Paris La Villette alt katta Carrefour market
Sırt çantalarımızı odaya bıraktık, otelin altındaki Carrefour markete inip yiyecek, içecek ihtiyaçlarımızı temin ettik. Bu market kaldığımız sürece bizim ihtiyaçlarımızı karşılayan sanki komşu bakkalımız oldu...Sonra fark ettik ki otelde kalan diğer turistler de aynı şekilde buradan alış veriş yapıyorlar....Güya bu akşam çıkıp dolaşacaktık, yorgunluktan odaya çıkıp bir şeyler yiyerek hemen yattık.

2. gün için tık tık

Bu arada 2012 yılı Paris gezimiz için buraya tık tık



13 Ocak 2019 Pazar

Şerefiye Sarnıcı


Şerefiye Sarnıcının açıldığını (Nisan 2018) duyunca Nejat ile hafta içi bir gün görmeye gittik. Sarnıç, Çemberlitaş Piyerloti Caddesi üzerinde...Biz gittiğimizde kalabalık değildi...Ücretsiz geziliyordu fakat kapıdaki görevli bir süre sonra ücretli olacağını söyledi.

600 yıllık Sarnıç, 428 ve 443 tarihleri arasında İmparator II. Theodosius tarafından, Bozdoğan Kemeri (Valens Aqueduet) vasıtasıyla su depolamasını sağlamak amacıyla inşa edilmiş. Belgrad Ormanı ve civarındaki su kaynaklarından, Bozdoğan Kemeri kanalı üzerinden "Nymphaeum", "Zeuksippos Banyoları" ve " Büyük Saray"a su taksimi yapılmaktaymış.Sarnıç, 4.yüzyılda yapılan Binbirdirek Sarnıcı ve daha sonra 6.yüzyılda yaptırılan Yerebatan Sarnıcı ile birlikte İstanbul'un su ihtiyacını yüzyıllar boyu sağlamış ve su deposu görevini üstlenmiş.



Şerefiye Sarnıcı'nın sütun sayısı ve yüzölçümü, Yerebatan ve Binbirdirek sarnıçlarından daha az, alan ebatları yaklaşık 45x25 metre, çatı 9 metre yüksekliğinde olup 32 adet  mermer kolon tarafından destekleniyormuş. Sarnıç, Constantinus ve Theodosius isimleri ile de anılıyormuş.




Biz gittiğimizde Süleyman Saim Tekcan'ın Atlar ve Hatlar sergisi vardı. Sergi de güzeldi.




Tarihi yapının dış cephesi çelik konstüksiyon ve cam yüzey ile giydirilmiş ve giriş çıkışlar Piyer Loti Caddesi'ndeki bu cepheden yapılmakta...

Şerefiye Sarnıcı'nın restorasyonu ve halka açılmış olması güzel olmuş, ziyaret ederseniz beğeneceğinizi umuyorum.