26 Mart 2014 Çarşamba

Kriton Curi Parkı

Kriton Curi Parkı, Kozyatağı'nda içinde çam ağaçlarının, yürüyüş yollarının, spor alanlarının, çocuk oyun alanının, güzel bir kafenin yer aldığı yeşil, tertemiz bir park. Evimize çok yakın olan bu parka ben de hemen her gün yürüyüş yapmak için gidiyorum. Parkın içinde her yaştan yürüyüş yapan, koşan, spor aletlerinde çalışan Kozyatağı sakinlerini her saatte görmek mümkün.

Ayrıca parkın içindeki Kriton Curi Parkı Gönüllü Evi'nde fotoğraf ve Türk sanat müziği kursları yapılmakta, ben de buradaki fotoğraf kursuna katılıyorum. Ayrıca Gönüllü Evi'nde çeşitli konularda konferans ve sunum gibi etkinlikler de yapılmakta.

Parkımız
Parka adını veren Prof. Dr. Kriton Curi (1942-1996) çok değerli bir Türk bilim adamımız. Kadıköy'de doğmuş olan Kriton Curi,  Boğaziçi Üniversitesi'nde Çevre Teknolojileri konusunda öğretim üyesi olarak çalışmış olup, ulusal ve uluslarası çok sayıda yayını ve ödülleri var.  Parkın korunmasında çok büyük emeği olan Kriton Curi,  1996 yılında genç denebilecek bir yaşta beyin kanamasından vefat etti. Parkın içinde bu değerli bilim insanımızın heykeli yer almakta.

Kriton Curi (1942-1996)
Kozyatağı'nda yüksek yapıların arasında adeta bir cennet olan bu güzel parkta, spor yapanların yanında bebeklerini gezdirenler, oyun parkında oynayan çocuklar, banklarda oturup sohbet eden emekliler, piknik yapanlar, sakin park ortamında gazete ve kitaplarını okuyan insanlar her zaman görülebilir.

Küçük derecik
Okuyalım
Parkın laleleri
Yürüyüş sonrası kahve keyfi
Park forum alanı
Piknik alanı
Çocuklar oynasın
Spor yapalım
Parkta çok sayıda kedi yaşıyor, hayvan severler tarafından beslenen bu kediler için soğuk kış günlerinde sığınacakları bir kaç kedi evi var.

Kedi evi

Parkta çiçek
Yürüyüş yolları
Kafe
Yürüyüş
Havuz
Parkta menekşeler
Sabah saatlerinde spor eğitmeni  eşliğinde hareketler burada yapılıyor
Köprü üstü

Her geçen gün yeşil alanların talan edildiği Ülkemizde bu güzel parkın ne kadar değerli olduğunu Kozyatağı sakinleri iyi biliyorlar ve parklarına sahip çıkıyorlar. Yolunuz Kozyatağı'na düşerse siz de Kriton Curi Parkına uğrayıp bir kahve veya çay içerek keyif yapın. Daha çok park daha çok yeşil alan dileği ile..

19 Mart 2014 Çarşamba

Can 1 Yaşında

Dünya tatlısı komşumuz  Can Sevinç 1 yaşında. Can artık yürüyor, kendi ifadeleri ile konuşuyor, ona çok emek veren ve yanından bir an ayrılmadığı annesi Münire şakacıktan biraz  bozulsa da bebeklerin genellikle ilk söyledikleri en kolay kelime olan "baba" diyor. Söylenenleri anlıyor ve tepki veriyor. İtirazlara da başladı. Kişiliği oluşuyor. Can, güler yüzlü, meraklı, akıllı ve mutlu bir bebek.

Can artık yürüyor
Ne oluyor orada?
Yaşasınnn neler buldum burada
Kaçmaaa onu bana ver, senin için tehlikeli

Can'ın doğum günü 14 Mart'da. Annesi, babası ve babaannesi Can'a çok güzel bir doğum günü partisi yaptılar. Doğum gününde papyonlu küçük bir adam oldu minik Can. Misafirlerin hepsi onu çok sevdiler.

Can bize gelmiş
Babaanne bize torun uğurluyor
Anne oğul aşkı
Ne düşünüyorsun acaba?
Şunu bir inceleyelim bakalım
Nice güzel yaşlara, hadi üfff yapalım
Hımmm güzelmiş
Ciddi,  papyonlu ve emzikli Can
Sevgili Can, biz seni çok seviyoruz. Nice güzel yaşlarına ailen ile birlikte sağlıkla ve mutlulukla ulaşmanı dileriz. Şansın bol, yolun hep açık olsun.



13 Şubat 2014 Perşembe

Rüstem Paşa Camii

Kanuni Sultan Süleyman'ın sadrazamlarından ve aynı zamanda kızı Mihrimah Sultan'ın kocası olan Damat Rüstem Paşa için Mimar Sinan tarafından yapılan bu güzel cami (1560) Tahtakale'nin kalabalığı içinde çoğu kere fark edilmiyor. 

Caminin yerinde daha önce Halil Efendi Mescidi varmış, mescidin yeri çukurda kaldığı için Mimar Sinan, caminin altına dükkânlar yaparak camiyi yükseltmiş, bu dükkanlar hala kullanılıyor. Camiye iki yandan dönerek dehliz merdivenler ile çıkılıyor. Bir de arkada bir kapısı var. İç avluya çıkıldığında, çarşının kalabalığı ve gürültüsünden sonra insanı bir anda huzur dolu bir sessizlik karşılıyor.

(İnternetten)
Rüstem Paşa Camii büyük bir cami değil fakat her tarafı çok güzel İznik çinileri ile bezenmiş. Özellikle lale motifli çiniler Osmanlı çini sanatının en güzel örnekleri sayılıyor. Sanki bir çini müzesi gibi. Ne yazık ki bu güzel çinilerin bazıları çalınmış.
















Tahtakale Hasırcılar Çarşısındaki Mimar Sinan eseri bu güzel camiyi gezin, çinilerin mavi dünyasında estetik, huzur, aydınlık ve sükûnet bulacaksınız. 


Prof.Dr. Yıldız Demiriz'in Rüstem Paşa Camii hakkındaki yazısı

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/printnews.aspx?DocID=-164752 

28 Ocak 2014 Salı

Denizyolları İşletmesi

Sultanahmet'deki İstanbul İktisadi Ticari İlimler Akademisi'ni bitirince 1978 yılı Mayıs ayında o zamanki ismi Denizcilik Bankası T.A.O. olan tarihi kurumda işe başladım. O tarihlerde kuruluş, 20.000 civarı çalışanı, Denizyolları ve Şehirhatları İşletmeleri, yük taşımacılığı yapan Deniz Nakliyatı, Limanları, Tersaneleri, Bankacılık Şubeleri, Meslek Okulu, Yalova Termal Kaplıca Tesisleri, Liman Lokantası gibi üniteleri bünyesinde barındıran çok büyük bir kurumdu. Denizyolları İşletmesi benim bu kuruluştaki ilk iş yerim oldu. 2 yıla yakın bir süre bu İşletmede çalıştıktan sonra Genel Müdürlüğe geçtim ve oradan emekli oldum.

Genel Müdürlük Binası
1843 yılında Fevaid-i Osmaniye (Osmanlı'ya yarar sağlayan) ismi  ile faaliyetine başlayan kuruluş, yıllar içinde isimler  ve statüler değiştirerek bugün Türkiye Denizcilik İşletmeleri adı altında halen faaliyetini sürdürmektedir. Günümüzde bu tarihi kuruluşta çalışmış veya emekli olmuş olanlara  veya yakınlarına Ülkemizin her yerinde rastlayabilirsiniz.
Karaköy'de Denizyolları eski binası
Fevaid-i Osmaniye binası
Hava ve kara ulaşımının henüz Ülkemizde yaygın olmadığı yıllarda yurt içi ve yurt dışı ulaşım denizyolları gemileri ile yapılıyordu. Burada ben Denizyolları İşletmesinin tarihçesini anlatmak istemiyorum, onu zaten çeşitli kaynaklardan ilgilenenler bulabilir. Benim anlatmak istediğim o dönem gemilerinin güzellikleri. Ankara, Ege,Cumhuriyet, İzmir ve daha bir çok gemiler...

İzmir 1905-1954
Ege 1908-1951
Aksu 1909-1963
Ankara  1727-1980

Akdeniz 1955-1997
Bu gemiler ile Atatürk'ün ve birçok kral, prens, prenses ve sultanların seyahatler yaptığını biliyoruz.  O zamanlar Denizyolları gemileri ile seyahat etmek itibarlı bir yolculuktu. Ankara gemisinin kaptanı Şefik Gögen, Samsun gemisinin kaptanı Adnan Ülgezen dönemin ünlü kaptanlarındandı.

İstanbul-Mersin ve İstanbul- Barcelona seferleri tarifede yer alan bir çok yerleşim yerinde gemide konaklayarak yapılan turistik seferlerdi. Bu yolculuklar için Karaköy'deki Denizyolları Merkez Acentesinden biletler alınır ve Karaköy Salıpazarı rıhtımından müzik eşliğinde yolculuk başlardı. 
 
Denizyolları Acentesi


Gemi seferleri genellikle  yaş ortalaması epeyi yüksek ancak keyifli yolcular ile yapılırdı. Gemilerin adeta müdavimi denilebilecek yolcular vardı, bu yolcuları gemi personeli tanırdı. Turistik seferler, yolcuların her sabah değişik  bir limana vardıkları son derece dinlendirici  yolculuklardı. Yolcular gün içinde vardıkları limanlarda şehrin görülecek yerlerini gezer, gece onlar dinlenirken gemiler yol alırdı.

Ege Vapuru (Kolalı dantel örtüler)
Ankara Vapuru Kış Bahçesi


Akdeniz Gemisi Yolcu Salonu

 

Denizyolları gemilerinin yemekleri yolcular tarafından çok beğenilirdi. Henüz İstanbul'da beş yıldız oteller ve yabancı isimli lokantalar yokken  Karaköy'deki Liman Lokantası'nın ve gemilerin yemek kalite ve çeşitleri rakipsizdi. Hoşgeldin kokteyli, enfes yemekler servis edilen öğle ve akşam yemekleri, akşam üstü  kek ve kurabiyeler eşliğinde beş çayları, gece geç vakit çoğu kere işkembe çorbası ikramları.. Yolcular bu güzel ikramlara dayanamaz ve gemiden kilo alarak inerlerdi. 

25 Nisan 1995 günü menüsü ( hangisini yemesek yoksa boşverip hepsini mi yesek?)
Yemek salonu hazır, yemek müziği çalar, yolcular salona doluşur, aynı anda garsonlar Kaptan masasından başlayarak bütün masalara servise başlar.
Kolalı masa örtüleri ve  peçeteler, gümüş çatal bıçak takımları ve Bavyera porselenler

Türk yolcu gemileri en çok sefer yaptıkları limanlardan birisi olan Barcelona limanına vardıklarında İspanyolların meşhur flemenko danslarını yapan dans grupları gemiye gelerek yolculara gösteri yaparmış. Akşam yemeğinden sonra sanatçılar tarafından gemide canlı müzik yapılırdı.
Gemide balo ve yolcular
Kaptan masasında (biraz resmiyet mi var?)
Güzellikleri yaratanlar
Ben de kruvaziyer sefer denilen bu turistik seferlere bir kaç kez katıldım. Gemilerde ortam o kadar samimi olurdu ki ilk günler biribirini tanımayan yolcular, ilerleyen günlerde arkadaş olup  gemiden inerken adresler telefon numaraları karşılıklı verilirdi.

Yıllar içinde bu güzel gemiler yaşlandı, seferler önce azaldı sonra tamamen bitti. Usta Yaşar Kemal'in dediği gibi "O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler çekip gittiler..." O güzel gemiler, yolcular ve personeli anılara karıştılar. 

Şimdi Ülkemizin yolcu gemisi kalmadı, İstanbul limanına gelen 13-14 katlı 3000-3500 yolcu kapasiteli  süper modern gemileri seyrediyoruz. 

Denizyolları İşletmesi gibi Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş yapan  bir İşletmeyi burada eksiksiz yazmak mümkün değil. Ben sadece aklımda ve gönlümde kalanları yazdım. Bu gemilerde çalışan arkadaşların ne kadar çok anıları vardır, onların da yazmalarını dilerim.

Bloğa koyduğum fotoğrafları yıllarca birlikte çalıştığımız  iş arkadaşım Ali Bozoğlu  verdi, kendisine çok teşekkür ederim. Kendisi www.denizhaber.com yazarlarındandır. Bu adresde gemilerin tarihçeleri ile ilgili çok güzel yazılar yazmaktadır. Okumanızı öneririm.