21 Aralık 2023 Perşembe

Roma Gezisi


İspanyol Merdivenleri

2021 yılına korona olarak hasta girmiştim, pandemi üç yıl bizleri evlere kapattı, neredeyse evden dışarı çıkamadık. 2023 yılında biraz rahatladık, bu defa da benim bypass ameliyatım ve annemin vefatı üst üste geldi. Zor günlerdi.

Eylül ayında yaptığımız Eskişehir gezisinden sonra 24- 29 Ekim tarihlerinde Roma'ya gitmeye niyetlendik. Daha önce iki kez Roma'ya gittiğimiz, müze ve diğer tarihi yerleri gördüğümüz için bu defa düşük tempolu, bizi yormayacak bir gezi planı yaptık. 

Sabiha Gökçen havaalanına ilk kez metro  ile gittik. Pek rahat oldu. Kozyatağı'ndan Havaalanına 40 dakikada ulaştık. Burada ilk kez çipli pasaportlarımızla Hızlı Pasaport Geçiş Sistemi ile geçtik. İlk önce pasaportlar sisteme okutuluyor sonra parmak izi ve yüz okuma yapılarak işlem kısa sürede bitiriliyor. 

Uçağımız 09.10 da zamanında kalktı ve gecikme olmadan Roma Fiumicino  Havaalanına 10.50 de ındi. Havaalanı çok kalabalıktı, epeyi bir sıra bekleyerek giriş yaptık, herhangi bir soru sorulmadı, rahat geçtik, belki de yaşlı bunlar çalışacak halleri zaten yok diye sorgulamıyorlar..yaşlılığın faydası diyelim.

Geçen gelişlerimizde havaalanından ana istasyon Termini'ye Leonardo Express ile gitmiştik. Tek yön 14 € ve 30 dakikada ulaşıyor. Bu defa Havaalanı terminal çıkışında birkaç otobüs firmasının satış yerleri var oraya baktık, Terravision otobüs firmasından iki kişi gidiş dönüş 28 € 'ya biletlerimizi aldık.Tren fiyatına göre yarı fiyata, aynı yere Termini istasyona varıyor ve aynı yerden dönüş için hareket ediyor ve nerdeyse 20/30 dakikada bir hareket ediyor, çok sayıda sefer yapıyor.Trafik durumuna göre 45/60 dakikada Termini'ye ulaşıyor.Tavsiye edilir.

Albergo Enrica Hotel'in girişi

Çok merkezi olması nedeniyle Termini civarında çok fazla otel mevcut, biz de bu bölgedeki istasyona bir kaç blok mesafedeki  Albergo Enrica  hotele 5 gece rezervasyon yaptırmıştık. Doğrudan yürüyerek otele gittik ve artık iyicene küçülen sırt çantalarımızı otele bırakıp hemen kendimizi Roma sokaklarına attık. 7-8 odası olan oteli yaşlı bir anne ve kırklı yaşlarındaki oğlu işletiyorlar. Çok yardımsever ve iyi insanlar, bina merkezi yerde eski bir yapı fakat odalar temiz ve aydınlık fakat sadece yatmak için kalınabilir..Klasik otel resepsiyonu, kafe vb imkanları yok..Bir de gece 24 den sonra otele gelirseniz kapıda kalırsınız ana kapıyı kilitleyip evine gidiyor ana oğul..Biz zaten sokakta o saate kadar bile kalamıyorduk, yorulup otele dönüyorduk. Hiç bir olumsuzluk ile karşılaşmadık fakat bir daha gidersem tercih etmem.

Bu sırt çantaları ile gittik, az yük, aferin bize.. 

Roma'da biz oradayken hava hep açıktı,sıcaklık gezmek için çok uygundu..İlk yarım gün otel civarını gezip alış veriş imkanlarına baktık, yakın çevremizi tanıyalım turu yaptık, biraz alış veriş yapıp otele döndük

Otele en yakın konumda olan Santa Maria Maggiore kilisesi ile ertesi güne başladık.

Santa Maria Maggiore Kilisesi

Tavan Yeni Dünyadan dönen ilk gemilerin getirdiği altınla yaldızlanmış






Quattro Fontane 4 çeşme (4 yol ağzında köşe binaların altında)


İspanyol merdivenlerinin altında sal şeklinde havuz

Novano Meydanı






Roma çeşmeleri ile meşhur, çeşitli sanatçıları adım başında çok güzel çeşmeler yapmışlar,  bazıları muhteşem, bazıları mütevazi  çeşmeleri var ve buralardan su içilebiliyor, gerçekten de gezimiz boyunca biz de su kaplarımızı doldurarak içimi çok güzel bu kaynak sularından içtik. Çeşme musluklarının akan taraflarını eliniz ile kapatırsanız su akan yerin üstündeki ufak delikten  su yukarıya doğru akıyor ve rahatlıkla buradan kap olmadan içebiliyorsunuz.Yalnız dikkat üstünüzü ıslatmayın.








Aşk çeşmesi olmadan olmazdı fakat o kadar kalabalıktı ki ancak bu kadar

Bu mevsimde Roma çok kalabalıktı, her yerde uzun kuyruklar vardı..İyi ki daha önceki gelişlerimizde gezmişiz, tekrar dolaşmayı aklımızdan bile geçirmedik. 

Panteon

Agora 

Kolezyum
 
Katolik Dünyasının merkezi Vatikan'da da çok uzun kuyruklar vardı, orayı da daha önce gezmiştik. Vatikan Müzesi ve Sistina Şapel için gitmeden online bilet almak lazım yoksa çok zaman kuyruklarda kaybedilir.

Vatikan kuyruk
Melekler Kalesi

Vatikan

Meydanda yer alan filozof Giordano Bruno Heykeli’nin hikâyesi ise evrenin merkezinde güneşin yer aldığını iddia ettiğinde, ne yazık ki engizisyonun kararıyla Campo de Fiori’de diri diri yakılmış olması. Heykeltıraş Ettore Ferrari ise 1887’de Bruno’nun heykelini idam edildiği yere dikerek Giordano Bruno isminin uzun yıllar yaşamasını sağlamış. Haftanın 6 günü sabah-öğlen saatleri arası burada çiçek satışı yanında meyve, sebze, peynir, balık ve baharat satan tezgahlar kuruluyor. Biz geçen gelişimizde öğleden sonra gelmiştik ve satıcıların hepsi gitmişti.

Compo de Fiori Çiçek Pazarı

Compo de Fiori'de diri diri yakılan filozof Giordano Bruno heykeli 

Roma'da en sevdiğim bölge Trastevere..Tevere nehrinin karşı kıyısında yer alan, eskiyi korumuş evleri, sokaklarında sandalye atıp melodik İtalyancaları ile yüksek sesle konuşan, şakalaşan  teyzeleri, amcaları, kafeleri, evden eve asılmış çamaşırları ve yavaş akan hayatı ile şahane bir yer...Roma'ya gidince mutlaka zaman ayırmalı..


Trastevere'de emekli amcalar

Trastevere'de mural

 
Trastevere'de Santa Maria Bazilikası

Trastevere sokaklarında keyif

Trastevere'de kuruyan çamaşırlar

Biz Roma'da toplu taşımı pek kullanmadık hep yürüyerek dolaştık. Sadece Tevere nehrinin diğer tarafındaki Vatikan ve Trastevere'ye gitmek için otobüse bindik. Otobüs Termini istasyonun önünden kalkıyor. Otobüs bileti tek yön 1,5 euro.

Meşhur makarnacı Pastificio ufacık dükkanda makarnaları günlük kendileri yapıyorlar her gün farklı iki çeşit çıkarıyorlar, saat 13.00 de açılıyor, kısa sürede makarnaları bitiyor ve kapatıyorlar. Uzun sıra oluyor önünde bir çeşit makarna 4,5 euro .Tam karşısında meşhur trimusucu Pompi var. O da nefis. Burası İspanyol merdivenlerinin olduğu meydanın tam köşesinde. Bir öğlen denenebilir.

Dönmeye iki gün kala bütün gün dolaşmışız, yorulmuşum artık otele gidiyoruz Termini istasyonu önünde kaldırımda takılıp yüzü koyun düştüm, epeyi sert bir düşüştü, dizlerimin üstüne düşmüşüm, korktuk kırık var mı diye...toparlanıp kalktım, galiba fazla kilolarım yastık görevi yapıp beni korudu...bir dizimde hafif şişlik ve hafif ağrı oldu ama ertesi günü dolaşabildim.

Roma'da hırsızlık olayları çok oluyormuş, otele ilk geldiğimiz gün oteli işleten Lucas tekrar tekrar çantalarınıza dikkat edin diye uyardı. Bir kafede otururken birden bire garson kız ve müşteri koşmaya başladılar, ne oluyor derken anladık ki turist çantasını masada otururken kaptırmış, hırsızın peşinden koşuyorlarmış. Bir süre sonra döndüler sanırım çantaları çalınmıştı bulamadılar. Dikkat etmek lazım...


Harcamalarımız:

Yiyecek 200 euro
Uçak     487 euro (ikı kişi gidiş dönüş)
Otel       450 euro
Sigorta   300 TL.(2 kişi) 10 euro
Yurt dışı harç 300 TL (2 kişi)10 euro

Toplam 1157 euro 

yaklaşık 1200 euro

1 TL=29.97 euro

18 Kasım 2023 Cumartesi

Eskişehir Gezisi




 Eskişehir...Annemin doğduğu ve gençliğini geçirdiği şehir...Ben çocukken dayıma ve diğer akrabalara ziyarete giderdik...O yıllarda başka bir şehre gittiğinizde, orada akrabalarınız varsa onların evinde kalınırdı..Otele gitmeyi istemek neredeyse onlara hakaret etmek gibi bir şeydi..Gerçi şimdiki gibi otel bolluğu da yoktu. İstanbul'a gelen yakınlar da bizde kalırlardı. Eskişehir'den çocuk aklımda kalanlar; giderken kara trenle gidilirdi, annem ve  babamın itirazlarına rağmen camı açar, dışarı bakardım, gözlerime kurum kaçar, suratım simsiyah olurdu.. Yolculuğun sonuna doğru canım sıkılır ne zaman geleceğiz diye babamı darlardım. Bir de Eskişehir'in kış aylarında çok soğuk olduğu, Porsuk Çayının ise yaz aylarında hep sivrisinek kaynadığı aklımda kalmış. Daha sonraki yıllarda kısa süreli uğrak ziyaretlerimiz oldu ve  yıllar içinde Eskişehir'in modern bir şehir haline dönüştüğünü gördük. Bu defa tekrar gidelim ve daha çok vakit geçirelim istedik.

Artık kullanılmayan Bostancı İstasyonu ne kadar güzel
 
Yine trenle gidiyoruz fakat bu sefer Yüksek Hızlı Tren ile..19 Eylül sabah 08.54 Bostancı hareketli tren ile..Biletleri internetten aldım, günde 19 sefer olmasına rağmen tren dolu..Trende çay, kahve servisi var.. Eski tren istasyonları ne güzeldi.. Bostancı istasyon binası boş duruyor keşke onları yine istasyon binası olarak kullansalardı..Yeni halinde özellikle yağışlı havalarda bir alt geçitte, hava iyiyse platformda tren bekleniyor. Bu da benim yaşlılık huysuzluğum galiba...

Artık kullanılmayan Eskişehir İstasyonu

Tren Arifiye'ye kadar yavaş gitti, gecikecek derken Arifiye'den sonra yapılan tüneller sayesinde 3 saatte tam zamanında saat 12 civarında Eskişehir garına ulaştık. Eski gar kullanılmıyor, hemen yanına yeni garımsı şey yapılmış..ben yine aydınlık eski garı aradım, oturma alanı ve içindeki lületaşından hediyelik eşya satan dükkanları çocuk bakışımla çok hoştu...

Gara çok yakın eski bir silodan bozma İbis Hotel'de kalacağız. Yürüyerek otele gittik. Sırt çantalarımızı odaya bırakarak hemen gezmeye çıktık, hava çok güzel..

Eski silo binası şimdi kaldığımız İbis Hotel

Eskişehir'e gidenler bilirler burada Ana Jet Üssü var ve jet uçakları gece gündüz alçaktan uçuş yapıyorlar.Şehre gelenleri ilk önce bu jet gürültüsü karşılıyor. Eskişehirliler alışmış biz dışarlıklılar ağzımızı açıp bir görünen ve anında kaybolan jetleri izlemek için yukarılara bakıyoruz ve yabancı olduğumuzu hemen belli ediyoruz.

Odunpazarı Modern Müze'yi (OMM) çok merak ediyordum. Mimari yapısı çok değişik.Japon mimarlık bürosu tarafından yapılmış. Müzeyi görmek lazım, modern şehir Eskişehir'e ve tarihi Odunpazarı semtine yakışmış..





Odunpazarına gitmişken sokak aralarında dolaştık hava çok güzeldi, çay bahçesinde kahvaltı yapmaya gelmiş kadınlar ve emekliler ile oturup etrafı izledik, çaylarımızı içtik. 




Odunpazarı evleri

Daha önce Odunpazarına geldiğimiz için çok dolaşmadan OMM yi gördükten sonra yürüyerek Köprübaşına döndük. 

Her yerde çok güzel heykeller


Valilik önündeki meydan

Eski Hal binasını restore ederek Haller Gençlik Merkezi yapmışlar. Eskişehir'de 3 üniversite var. Anadolu, Osmangazi ve Teknik Üniversiteler...Bu üniversitelerde okuyan gençler Eskişehir'i bir üniversite ve gençlik şehri haline getirmişler. Gündüz ve gece geç vakit sokaklarda, kafelerde, parklarda öğrenci grupları şehre canlılık getiriyorlar. Şehrin bu hale gelmesi Eskişehirli Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen'in eseri..Bir kişi çok şey yapabiliyor...Temiz sokakları, heykelleri, müzeleri, parkları, öğrencileri ve yardımsever insanları ile Eskişehir örnek medeni yaşanılası bir kent..


Haller Gençlik Merkezi


Bisikletler şehri

Porsuk





Kafeler

Barlar sokağının girişine konulan heykel

Esnaf kültürü yaşıyor

Her türlü kesici alet

Ulus Heykeli

Denize kıyısı olmayan Eskişehir'e plaj yapmışlar. Eskişehir otogarının yanındaki  Kentpark'da soyunma kabinleri, güneşlenme şemsiyeleri ve şezlongları ile plaj yapılmış. Biz gittiğimizde sezon bittiği için toparlanmıştı.Parkın içinde yürüyüş yolları, kafeler de yapılmış. Parka raylı sistemle kolayca gidiliyor.

Kentpark

Kentpark

Kentpark plaj



Porsuk'ta motor gezintisi

İki günde fazla da kendimizi yormadan gezdik, çoğu zaman Porsuk kenarında oturarak şehir yaşamını ve insanlarını izledik.

Ve tabii Papağan'dan çibörek ve Abdüselam'dan Balaban kebap yemeden dönmek olmazdı. Karakedi'den de boza içtik. Tanınmış Helvacı'dan da öğleden sonra kapanmadan helvalarımızı alıp İstanbul'a yollandık. Eskişehir'i görmeyenlere gitmelerini şiddetle tavsiye ederim.Kış aylarında değil ama...

YHT Eskişehir dönüş

Yeni Eskişehir Garı





Harcamalarımız:

(2 kişi) (TL)

Ulaşım         560 (Gidiş Dönüş) (+65) (%50)
Konaklama 2685.(İBİS)
Müze            100 (OMM) (+65)
Yiyecek        1000

Toplam           4345






3 Ağustos 2023 Perşembe

Annem



Annem vefat etti.

Annem 96 yaşındaydı. Gayet de aklı başındaydı ve evde her işini kendisi görürdü. Hatta vefat ettiği 20 Haziran günü de sabah temizlik yaptırıp, bayram hazırlığı olarak perdelerini yıkatmış, yanlış programda yıkandı, perdeler buruştu diye dertlenmişti. Akşama doğru midem ağrıyor, sancım var dedi, ağrı kesiciler fayda etmedi, ertesi sabaha mide endoskopisi için randevu aldım, ağrı kesilmeyince  endoskopiyi yapacak doktor acile götür dedi ve biz bypass ameliyatı olduğum ve memnun kaldığım Göztepe Medicalpark Hastanesi aciline gittik. Yapılan ağrı kesici iğnelere rağmen ağrısı devam ediyordu ve nöbetçi kalp doktoru yapılan tetkikler sonrası sıkıntının kalple ilgili olduğu tanısında bulundu. Gece saat 1.30 da anjiyo yapmak üzere kardiyoloji hocası ve ekibi geldi, annemi anjiyoya aldılar. Fakat doktor annemin kalp damarlarının tıkanmış ve kireçlenmiş olduğunu, bu nedenle stent takamadıklarını ve akciğerlerde su toplandığını söyledi, yoğun bakıma aldıklarını ve durumunun kritik olduğunu belirtti. Bir saat sonra da annemi kaybettik. Eşimle şok olduk, inanamadık, yürüyerek geldiği hastanede bir kaç saat içinde annemi kaybetmiştik. En çok "iki gün yatak üçüncü gün toprak" diye dua ederdi. İki gün bile yatmadı, adeta ayakta öldü. 

Annem 1927 doğumlu tatar bir cumhuriyet kızıydı. Ataları Romanya'dan gelip Eskişehir'e yerleşmişler ve annem orada doğmuş. Hiç görmediğim dedem Devlet Demiryollarında çalışmış ve oradan emekli olmuş, erken yaşlarda da vefat etmiş, anneannem ev kadınıydı ve ben orta okula gittiğim yıllarda bizim yanımızda yaşarken vefat etti. 

Annemler iki kardeşlerdi ve kendisinden beş altı yaş büyük ağabeyi vardı. O yıllarda kız çocuklarını okula göndermiyorlar mıydı yoksa dedem mi böyle bir karara varmıştı bilmiyorum  ama annem hiç okula gitmemiş. Onun yerine, o yıllarda Eskişehir'in konfeksiyon olmadığı için  çok rağbet gören bir kadın terzisinin yanına çırak olarak girmiş. Birkaç yıl orada çalışıp dikiş öğrendikten sonra da kendisi dikiş makinesi alarak evinde müşterilere giysi dikmeye başlamış, konfeksiyon yayılana kadar annem hep evde dikiş dikerek aile bütçesine katkı yaptı.

Annem çok zeki bir kadındı, bir arkadaşının yardımı ile okuyup yazmayı kendi kendine öğrenmiş. Hayatı boyunca onu okula göndermeyen ve cahil bırakan dedeme, babasını çok sevmesine rağmen hep kızardı.. Haklıydı da, eğer okuma imkanı bulsaydı iyi bir meslek sahibi olacağına emindim.

Sonra babamla evlenmiş ve İstanbul'a gelin gelmiş. İstanbul'da da dikiş dikmeye devam etti. Tek çocuk beni doğurmuş, annem yan apartmanımızda oturuyordu, yaşlılığında ben onun için koşturuyorum, yoruluyorum diye keşke bir çocuğum daha olsaydı derdi.. Halbuki benim koşturmam son yıllarında alış verişini ve banka işlemlerini yapmaktan ibaretti, onun dışında her işini kendisi yapıyordu. Ben bypass ameliyatı olduğumda düzelene kadar 3, 4 ay yanına bir yardımcı alalım dediğimde şiddetle itiraz etmiş ben kendi işimi yapıyorum diye istememişti.

Çok titizdi, çok çalışkandı, çok yetenekliydi dikiş, nakış, örgü, oya işleri yapar evini onlarla bezerdi. Son gününe kadar da kuranını okur, dualar ederdi..

Babamı çok genç yaşta 55 yaşında tansiyon nedeniyle kaybettik. Annem 42 sene babam olmadan ve kimseye de muhtaç olmadan hayatını sürdürdü..

Allah rahmet etsin annem, nurlarda uyu..


14 Haziran 2023 Çarşamba

Bypass oldum


Uzun süredir yazamadım buralara, önce pandemi içimizi kararttı elim gitmedi yazmaya tam ortam düzeldi artık rahatlıkla gezeriz derken bu defa da benim ameliyatım çıktı. Pek keyifli bir konu değil ama hastalıklar da hayata dahil. 

Ekim 2022 gibi nabzım 120-130 a yükseldi, bu arada ben aileden miras tansiyon hastasıyım. Kardiyoloji doktoruna gideyim belki ilaçlarımı değiştirir diye düşündüm. Gittiğim doktor EKG, ultrason ve eforlu test tetkikleri yaptı, ritim ve tansiyonu ölçmek için bir gün üstümde takılı kalacak  holterleri taktı. Doktor holterde kalp ritim bozukluğu görerek Ablasyon denilen işlemi önerdi. Böylece benim ameliyata varan maceram başlamış oldu.

Can kıymetli tabii, tavsiye edilen doktorları dolaşmaya başladım, gittiğim ikinci doktor Ablasyon işlemini yaptığını ve başarılı sonuçlar aldığını belirtti. Bu işlemin koroner anjiyografiye benzediği,  bir gün hastanede kalındıktan sonra normal yaşama dönüldüğünü söyledi. Bu arada benim nabız kendiliğinden normale döndü...

Elimde tetkik sonuçları dosyası doktorları dolaşma serüvenim böyle başladı, ameliyat olana kadar onun üstünde özel/devlet hastanesi doktoruna gittim. 

Gittiğim doktorların hepsi yürürken sıkıntın var mı, bayıldın mı, nefes almakta zorluk çekiyor musun, sigara içiyor musun, ailede kalp hastası var mı gibi sorular soruyorlar, bende hiç biri yok, evimiz Kozyatağı'ndan haftada bir kaç kez Bostancı'ya yürüyorum, hiç bir sıkıntım yok diyorum. Bu kadar çok doktor dolaşmamın bir sebebi de herhangi bir sıkıntım olmayışı...

Son gittiğim kardiyolog benim bütün karşı çıkışlarıma rağmen anjiyo olmam konusunda ısrar etti.. Ben korkuyorum Sanal Anjiyo yapın diye tutturdum, doktor o anjiyoda ilaç verildiğini, damarlarda daralma var ise müdahale edilemediğini normal anjiyoda stent takılıp işin bitirildiğini söyledi. Anjiyodan korkarken başıma neler geldi..

Çaresiz kabul ettim, nasılsa bende bir belirti yok bir şey çıkmayacak en fazla bir stent ile kurtarırım diyerek girdiğim  anjiyodan üç damar %90 tıkalı çıktım..Stent falan da takılmıyor doğrudan bypass ameliyat yapılacak..Anjiyo zor değilmiş, 20 dakika kadar bir sürede bayıltarak bilekten yaptılar..bir saat dinlendirdikten sonra da eve yolladılar..Doktoruma benim bir şeyim yok niye ameliyat olacağım dedim o da bana "sen adamın bir şeyi yoktu pat diye gitti diye duydun mu, bu şekilde ölenler senin gibi belirti vermeyenler" dedi..

Bundan sonra kardiyolog ile işimiz bitti artık kalp ve damar cerrahı doktorlara elimizdeki dosyaya anjiyo görüntüleri de eklenerek dolaşmaya başladık. Bu defa gittiğimiz cerrahların hepsi anjiyo görüntülerine bakıp bypass ameliyat dediler.

Cerrahları dolaşırken bypass ameliyatlarının daha önceleri açık yöntemle yapılırken son dönemlerde  kapalı yöntem ile de yapıldığını öğrendik. Açık yöntemde göğüs kafesi kesildiği için ameliyat sonrasının hasta için daha zor geçtiğini, halbuki minimal invaziv denilen yöntem ile göğüs altından bir kesi ile göğüs kafesi açılmadan ve kalp çalışırken sorunlu damarlara bypass yapıldığında hastanın ameliyat sonrasında daha konforlu bir nekahat dönemi geçirdiğini söylediler.

Kapalı yöntemle olmaya niyetlendim bu defa da bu yöntemle ameliyat  yapan doktorları dolaşmaya başladık. Sonunda Göztepe Medicalpark hastanesinde Prof.Dr. Mustafa Güler hocaya ameliyat olmaya karar verdim. Kendisi çalışkan, mütevazi ve sevecen bir insan, ona güvendim..

Bütün bu doktor dolaşmalarım ile altı ay geçirdim ve 1 Mart'ta ameliyat oldum. Herkes yoğun bakımda bir gün kalıyormuş ben üç gün kaldım..Fakat iyi ki öyle olmuş orada ilgi oda servisine göre çok daha fazla. Ameliyat sonrası hiç ağrım olmadı ve hemen kaldırıp yürüttüler, iki gün de odada kaldıktan sonra beş günde taburcu oldum.

Bu arada tam eve çıkacağım eşimin korona olduğunu öğrendik, neyse o rahat geçirdi, ben oğlumun evine gittim, canım yavrum on gün bana o baktı. İlk bir hafta yatıp kalkarken zorlandım, bir de yaşanılan travmadan uyku tutmadı geceleri uyuyamadım. Sonra her şey yoluna girdi.

Şimdi ameliyatın üstünden üç buçuk ay geçti, iyiyim, yürüyüşlerimi ve evde işlerimi yapabiliyorum. Şimdi nasılsın diyenlere de zaten iyiydim diyorum..

Ben daha önce hiç ameliyat olmamıştım, kolay değil ama yapılması gerekiyorsa da kaçmamak lazım. Hayatımızda en önemli şey sağlıkmış. Herkese sağlıklar diliyorum. 

Bu da böyle bir yaşanmışlık işte..

31 Aralık 2021 Cuma

2021 yılı

2021 yılının şu son saatlerinde bu yılı nasıl geçirdim yazayım dedim...Aslında anlatacak çok şey de yok..Corona ve devamlı yenilenen varyantları nedeniyle hastalıktan korkarak koca yılı bitirdik. 2020 yılının son günlerinde corona olduğum için 2021 in ilk günlerini karantinada geçirdim. Sonraki aylarda da hastalığın etkilerinin düzelmesi için beklemek, önerilen sağlık kontrollerini yaptırmak ile geçti. Yaz aylarında da evimizin çevresindeki parklara gidip tenha ağaç altlarında oturarak zaman geçirdik. Bu yıl da seyahat etmek bizim için mümkün olmadı. Bilemiyorum biz mi çok korkak davrandık bir çok insan tatillerine gittiler. Belki insan tek başına olsa risk alabilir ama evde eşin ve her gün uğramak ve yardımcı olmak zorunda olduğun yaşlı annen olunca onlara virüs taşırım korkusu dikkat etmeyi zorunlu kılıyor.. O kadar çok sevdiğim Kadıköy çarşıya bile pandemi boyunca hiç gidemedim. Bir kaç zorunlu hastaneye gidiş nedeniyle bindiğimiz taksi dışında toplu taşımayı hiç kullanmadım.

Sosyal hayata karışmak insan için çok ihtiyaçmış, yapamayınca anlıyorsun..Fotoğraf grubumuz ile yaptığımız geziler ve devam ettiğim ingilizce kurslarıma katılamayınca evde rutin bir hayatın içinde günleri bile karıştırır oldum.

Evde kalmaktan ve hastalık korkusundan psikolojim de bozuldu çeşitli hastalıklar vehmederek doktorları dolaştım. İlaçlar içmek zorunda kaldım.

Üç kez biontech, birer kez de grip ve zatürre  aşısı oldum. 

Başka da yaptığım bir şey olmadı. Koca bir yılı hayatta kalma çabası ile geçirdik. 

2022 yılı umarım 2021 i aratmaz. Tüm Dünya nın bu virüsden kurtulması ile eski özgür günlerimize dönmemizi diliyorum.

24 Haziran 2021 Perşembe

Corona Oldum

CORONA GÜNLERİ

Emekli Hayat'a genellikle yaşamımdaki önemli değişiklikleri ve gezilerimi yazıyordum. Bir yılı aşkın süredir Dünyanın başına bela olan corona pandemisi nedeniyle yerimizden kıpırdayamadığımız için bloğuma hiçbir şey yazamadım. 

2019 Nisan ayında yaptığımız Paris-Bremen-Hamburg seyahatinden sonra 2020 yılı için gezi planları yaparken, Mart 2020'de önce Çin'de başlayan ve Çin, Dünya'nın öbür ucu diyerek ciddiye almadığımız minicik virüsün bütün Dünya'yı esir alacağını bilmiyorduk. Hem de nasıl bir esaret..İster laboratuvardan çıksın ister yarasadan bulaşsın ama insan ömrünün göreceği sayılı bir dönem oldu bu zor günler.

İşlerin ciddiye bindiği görülünce, Ülkemizde de vakalar, ölümler ve yasaklar başlayınca marketlerde kolonya rafları boşaldı. Hadi kolonya alkollü, virüsü yok eder diye kapışılıyor da  tuvalet kağıdı, makarna gibi ürünler de kapışıldı. Bu arada anlı şanlı uzmanlar maske takmayın zararlı dediler inandık...Ve her yerde virüs var diye ve nerdeyse kapıyı açınca üstümüze atlayacakmış gibi korkar olduk. Ben de eve gelen domates, portakal vb her şeyleri sabunlamaya, balkonda güneşlendirmeye başladım.Sonra maske takın dediler bu sefer de maske yok..satışı yasak Devlet verecek dediler..bekle ki gelsin, ara ki bulasın...

Aşı 2 seneden önce uygulanamaz dendi, ilacı da yok...Avrupa da özellikle İtalya'dan fena haberler geliyor, ölümler, ölümler...korkuyoruz. Sağlık çalışanlarımızdan çok ölenler oluyor. 

Böyle korka korka ve hiç bir yerlere gitmeyerek 2020 Aralık ayına kadar sağ salim geldik. Bu arada annem 94 yaşında ve yan apartmanda yalnız yaşıyor. Kendi işini görebiliyor, ben de sık sık uğrayarak ihtiyaçlarını temin ediyorum. Yıllardır zaman zaman artan azalan romatizmal ağrıları oluyordu, bir de bacağına vuran siyatik ağrısına benzeyen bir ağrısı oldu. Hastaneye korkarak gittik, iğneler verildi ve biraz iyi geldi..Bu defa vücudunda çok ağrılar oldu, yatağa yatıp kalkmada zorlandı. Ben de eve gitmeden annemde kaldım. Evimize yakın Kozyatağı Acıbadem Hastanesine annemi götürdüm, ağrılara çare bulmak için...Tahlil yapıldı PCR testini ilk orda duydum ve şaşkınlık içinde gördük ki sonuç pozitif...Tomografi de de akciğerlerde tutulum var. Yaşı nedeniyle derhal hastaneye yatırdık. Bu arada yanına kimseyi refakatçi almıyorlar...

Aynı gün 23 Aralık 2020 de bu defa hemen bana da PCR test yapıldı, bende hiç bir semptom yok gayet de iyiyim..Ben annemin eve döndüm..24 Aralıkta benim test de pozitif çıktı ve anında telefon trafiği başladı...Filyasyon ekibi kapıya gelerek Favicovir ilacını ve kullanımına ilişkin bilgi içeren bir sayfa yazıyı bırakarak gittiler...İl Sağlık Müdürlüğü, Aile Sağlık Merkezi Doktorumuz, Vefa Grubu arayarak yapılacakları söylediler..Nefes almada sıkıntı olursa 182 yi arayın...çok su için, dinlenin..   Ve 10 günlük karantinam başladı..Ben corona Ülkemizde görüldüğü zamandan başlayarak zaten D vitamini, C vitamini, Propolis, Çinko takviyesi almıştım. Bu arada eşim de PCR testi yaptırdı ve o negatif çıktı, oğlumun evi zaten ayrıydı çok şükür onda da bir sıkıntı olmadı...

Corona savarlar

Bu arada ben iyiyim hiç bir şeyim yok, evde dolanıp duruyorum kendimi dinliyorum, nefes durumumu izliyorum. İlaç ilk gün sabah 8, akşam 8, sonraki günler sabah 3, akşam 3 alınıp 6. günde bitecek. İlaçları aldım. Bu hastalığın en kötü tarafı yalnız kalıyorsun, kimse yanına gelemiyor zaten sen de gelsinler istemiyorsun en sevdiklerine hastalığı geçirmek, onların da hasta olmalarına sebep olmak korkusu çok iç yakıcı bir duygu..

Bu arada annemi telefonla arıyorum normal odada tedavisi devam ediyor deniyor. 3. gece tuvalete kalkmak istemiş çağırma butonuna basmasına rağmen gelen giden olmamış, o da kollarına takılı serum vb bağlantıları çıkarıp atmış, tabi her yer kan içinde kalmış..Tuvalete gidip yatağa dönmüş...Sabah nöbetçi hemşire gelmiş, paniklemiş, annem gece neredeydin diye bağırmış, muhtemel uyuyordu...Bana telefon ettiler annem beni buradan çıkar diye feryat ediyor.. Ben karantinadayım evden çıkamıyorum, bulaşma riskini göze alarak oğlum annemi almaya hastaneye gitti ve çıkış yaparak eve getirdi...Şimdi 3 gün için bu özel hastaneye 15 bin liraya yakın para ödedik ve gece refakatsiz hasta çağırmasına cevap verilmedi...Aslında uğraşmak, şikayet etmek için şartlar çok uygundu fakat biz o arada canımız ile uğraşıyorduk. Uğraşsan da ne sonuç alabilirsin bu hukuk düzeninde...

Evde anne kız kaldık.. annemin ağrıları var, devamlı yatıyor, çok zor yürüyor benim desteğim ile ancak tuvalete gidebiliyor...Meşhur ilacı aldıktan sonra bende 3. günde çok halsizlik ve iştahsızlık başladı, bir de koku kaybı, hiç koku ayırt edemiyorum.. Karantina sonuna doğru da öksürük başladı bende.. Annemde halsizlik ağrılar ve iştahsızlık var, koku kaybı yok...

Malum ilacı alıyoruz ve yanında pıhtı atmasına karşı kan sulandırıcı iğne de verdiler satın aldık da.. ama kendi kendimize yapamadım, onun yerine coraspirin yuttuk ana kız. Bir de oksimetre denilen aletle oksijen durumumuzu ölçtük hep, iyi çıktı 90 altına düşerse hemen ambülansla hastaneye gidilecek dendi bize...

İlaç, yiyecek ihtiyaçlarımızı oğlum internetten temin etti..onlarda sıkıntı çekmedik...Bir de arkadaşım Azize kapımıza nefis yemekler bıraktı, ona da çok minnettarız.

2021 yılına corona karantinasında girdik. Sağlıklı huzurlu bir yıl olsun temennisi ile...

Günleri sayarak karantina süresi 10 günü geçirdik fakat ben yine de 13 gün sonra 4 Ocak 2021 tarihinde ilk defa dışarı çıktım ve hastaneye gittim..yine kötü tecrübemize rağmen yurüme mesafesinde en yakın hastane olduğu için Kozyatağı Acıbadem Hastanesine...Fakat yürümek ne kadar zormuş nefes daralıyor,  evde hissetmedim ama yürürken fark ediliyor. Sonuçta tomografi çekildi, kan tahlilleri yapıldı..Akciğerde hafif tutulum varmış, antibiyotik vermeye gerek görülmedi. Öksürük için şurup verildi, iyi geldi, bir şişe içtim öksürük kesildi, pıhtılaşma testi D Dimer imiş o da normal çıktı coraspirine devam denildi..Hemen çıkmayabilir diye PCR testimi de bekledik ve 8 Ocak 2021 tarihinde negatif çıktı. 

26 Ocak 2021 tarihinde pozitif olduktan 35 gün sonra IgG Antikot testi yaptırdım. 1166,7 AU/ml çıktı , iyiymiş. Annemin antikoru da yeterli çıktı. Bu antikor testi konusunda kafalar karışık, gerçek antikor testinin çok daha kapsamlı ve pahalı bir işlem olduğu söyleniyor. Bir de her laboratuvarın ölçüm değerleri farklı oluyor..Sorulduğunda farklı kit kullandıkları için deniyor. Aslında Devlet corona geçirenlere antikor seviyesi ölçmüyor, gerek görmüyor...özel laboratuvarlar para kazanıyorlar...

15 günün sonunda yavaş yavaş iştahımız açılmaya başladı...İkimiz de 10 günde 5-6 kilo verdik.

Bütün bu hastalıkla uğraşırken, bu kadar dikkat ediyorken nasıl virüsü aldım ben diye sorguladım, kimseyle görüşmeyince ki telefon ile konuşmak bile insanı ciddi yoruyordu, sonradan öğrendik ki annemin apartman hizmetlisi ve ailesi corona olmuşlar...Ve hizmetli ile alış veriş sırasında da annem ve 14 apartman komşusu aynı zamanda hep corona olmuşlar. Ben de annemden almışım virüsü..Zavallı hizmetli kalp ameliyatı geçirmişti ve 41 yaşında vefat etti. Diğer coronalılar genellikle yaşlı olmalarına rağmen sağ salim yaşıyorlar. Eski toprak lafı doğru mu nedir.

Şimdi 6 ay sonra ancak yürürken biraz hızlandım ama hala eski performansım yok.. Zaman zaman nefes almada sıkıntı oluyor gibi geliyor bana.. psikolojik de olabilir..trifod denilen nefes toplarından gecikerek aldım ve şimdi üflemeye çalışıyorum.


Trifod hava topu ve oksimetre

Corona olanları 6 ay aşı yapmadılar. Nihayet 22 Haziran 2021 de süremiz doldu ve aşı hakkımız doğdu. Ülkemize Alman Biontech aşısı geldi ve Çin Sinovac ile tercihli olarak yapılmaya başlandı. Ben de yan etkilerinin çokluğuna karşın koruması fazla diye Biontech tercih ettim ve 22 Haziran 2021 de  sağlık merkezinde yaptırdım.Aşıyı yaptırmadan önce yan etkileri çok oluyor söylemlerinden ürkmüştüm fakat sadece kolumda 2 gün ağrı oldu, ağrı kesiciye bile ihtiyaç olmadı. 2. aşımı Ağustos ayında olacakmışım.

Bu hastalık hafife alınmayacak ağır bir hastalık, bir an önce bitmesini insanlığın gündeminden çıkmasını diliyorum. Fakat yeni başka felaketlerin insanlığın başına bela olacağı endişesini de fena halde duyuyorum.

Bu da böyle bir anı...Sağlıcakla kalın.

Ek 1:

22/06/2021 tarihinde Corona olduğumdan 6 ay sonra 1.doz Biontech aşımı oldum. 2 gün hafif kol ağrısı dışında her hangi bir etki olmadı.(Aile Hekimliğinde)

21/07/2021 tarihinde ilk dozdan 1 ay sonra da 2.doz aşımı Biontech olarak oldum. O gece üşüme hissi, hafif baş ağrısı, hafif bulantı, halsizlik belirtileri başladı. İstemesem de gece 3 de bir tane parol aldım. Sabah belirtiler geçmişti fakat o gün de evde dinlenerek geçti...2 gün sonra iyiyim. (Acıbadem hastanesinde)

İlk önce Corona geçirenlere 2 doz dendi sonra tek doz yeterli dendi sonra yine 2 doz yapılacak dendi. İki doz arası 4 hafta dendi, sonra 3 haftaya indirildi..

Ben corona olduktan 6 ay sonra aşı oldum, sonra dendi ki 3 ay sonra yapacağız.

Sabah akşam karar değiştiriliyor, nasıl güveneceksin bu yönetime..Allaha emanet olduk aşıları...

Ek 2:

17/12/2021 tarihinde 3.doz hatırlatma aşısını oldum (Aile Hekimliğinde) İlk önce 3. aşı için 6 ay geçecek dendi sonra süre 3 aya indirildi. Aşı adıma tanımlandı ve ben de hemen oldum. Bu defa 3 gün kol ağrım oldu. Aşının ertesi günü de halsizlik ve hafif kırgınlık oldu. İlaç almadım. 3 gün sonra bir şeyim kalmadı.

Ek 3:

15/07/2022 tarihinde 4. doz hatırlatma aşısını oldum. (Fatih Sultan Mehmet Hastanesinde)  Etki etmedi, biraz kolum ağrıdı ağrı kesici alacak kadar değildi.